Cumartesi, 18 Eylül 2021
.
13
Denizli
.
HATİCE MERİÇ DORUK

DÜNYANIN ÇİVİSİNE NE OLDU?

Uzun zamandır korku, endişe, kaygı, hüzün, çaresizlik, yalnızlık, öfke gibi insanı dibe çeken duygularla yaşıyoruz daha doğrusu yaşamaya çalışıyoruz. 

                                                            

 Daha dün cayır cayır yanan ormanlarımızın dumanıyla ciğerlerimiz boğulurken bugün de azgın suların yok ettiği hayatlar için ağlıyoruz.

Dünyanın her yerinde bir karmaşa. Kimi yüksek sıcaklıktan kavruluyor, kimi yangınlarla baş etmeye uğraşıyor. Çoğu yerde iç savaş, başka yerlerde mülteci sorunu var; açlıktan ölenler, su sıkıntısı çekenler, cinayetler ve başımızın belası korana virüs… Bitmedi gitti, bitecek gibi de görünmüyor.

Ne uçan kuşa, ne hışırdayan yapraklara, ne güneşe, ne aya, ne de çiçeğe güzelleme yapacak durumda değiliz. Haberlere bakmaya korkuyor, bugün yine ne oldu endişesiyle güne başlıyoruz.

Şurası bir gerçek ki dünyanın da memleketin de çivisi çıktı.

“Çivisi çıkmak” deyiminin kökeni Orta Asya Türklerine ve Şamanizme dayanıyor. Şaman inanışına göre yeryüzünden göğe doğru uzanan, çoğu zaman uzun bir sırık şeklinde tasvir edilen bir demir kazık bulunmaktadır. Dünya ağacı da denilen bu “temur kazık” yani “demir kazık” tanrıların şamanlarla görüştüğü yer olarak da tasvir ediliyor.

Eğer yeri ve göğü tutan demir kazık yerinden oynayacak olursa…

Yeryüzünü tutan çivi çıkarsa…

İşte o zaman felaket,kıyamet…

Şamanlar dünyanın çivisi çıkmasın diye her yere kutsanmış çiviler dikerlermiş. Dua ve isteklerinin bu çiviler sayesinde Tanrı’ya ulaşacağına inanırlarmış. Fakat ne zaman ortalık karışsa, düzen bozulsa dua ve isteklerini ulaştıracak çivilerin yerinden çıktığına bu yüzden Tanrı’nın onları duymadığını düşünürlermiş.

Biz de bugün yaşadığımız felaketler karşısında “Dünyanın çivisi çıktı.” diyoruz.

Dünyanın çivisini kim çıkardı, nasıl çıkardı, neden çıkardı gibi soruların cevabı ile ilgili çokça komplo teorisi mevcut. Ama bence asıl mesele çivinin yerinden kim tarafından ve neden çıktığından çok çiviyi yerine nasıl çakacağımız. Tüm insanlık olarak çalışmamız gereken dersimiz bu.

Bazılarımız yeterince dua ve ibadet etmediğimiz için bu felaketlerin başımıza geldiğine inanıyor olabilir.

Bazılarımız da tüm bu yaşananlara sebep olarak bilmediğimiz bir takım gizli güçleri gösterebilir, Amerikan filmlerini aratmayacak senaryolar yazabilir.

Kimine göre de tamamen adı üstünde doğal afettir, alt metin okumak gereksizdir.

Aslında düşünmemiz gereken tek şey “Kaç basamaklı bir merdivenle çıkılır bu dipsiz kuyudan?” sorusuna kafa yormak.

Yangınların bize öğrettiği ne?

Peki ya sellerin?

Pandeminin? Önünü alamadığımız cinayetlerin? Küresel ısınmanın? Savaşların?

Karaya vuran cesetlerin, yanan canların, ağlayan çocukların, perişan olmuş insanların görüntülerini paylaşmaktan daha fazlası gelmeli elimizden.

Yeri boşalan çivilerin yerini doldurmak, bugünlerde çok moda olan kavram “öz şefkat”le kendimizi sevmek, başımıza ne gelirse gelsin önce kabullenmek sonra da iyileşmeye ve iyileştirmeye çabalamak.

Yeni ve sağlam çivilerle dünyamızı güzelleştirmek ve duanın gücüne sarılmak…

Zira çivisi çıkmış dünyanın kimseye bir faydası yok.

Bırak elindeki tüm işleri,mazeretleri.Haydi bir çivi de sen çak!